Yazıcı Sürümü

Nevzat Oy: Peygamber (SAV) ve Sahabesinin Samimiyetine İhtiyacımız Var


Nevzat Oy: Peygamber  (SAV)  ve Sahabesinin Samimiyetine İhtiyacımız Var
04.18.14, Cuma
Diyanet-Sen Samsun 1 Nolu Şube Başkanı Nevzat Oy, yönetim kurulu ve diğer üyelerin de katılımı ile Samsun İl Müftülüğü önünde Kutlu Doğum Haftası münasebeti ile bir basın açıklaması yaptı.

Diyanet-Sen Samsun 1 Nolu Şube Başkanı Nevzat Oy, yönetim kurulu ve diğer üyelerin de katılımı ile Samsun İl Müftülüğü önünde Kutlu Doğum Haftası münasebeti ile bir basın açıklaması yaptı.

Oy bu yıl Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinin ana temasının Peygamber Efendimiz ve samimiyet olduğuna vurgu yaparak “O’nun ve sahabesinin samimiyetine bu gün her zamankinden daha çok ihtiyacımız var” dedi.

Diyanet-Sen Samsun 1 Nolu Şube Başkanı Nevzat Oy’un Kutlu Doğum Haftası münasebeti ile yaptığı basın açıklaması şöyle:

Sevgili Peygamberimizin bir Kutlu doğumunu daha idrak ediyoruz. Bu vesileyle peygamberler zincirinin son halkası, Hatemül Embiya’ya onun ehli beytine ve ashabına salat ve selam olsun. Sevgililer sevgilisi peygamber varisleri siz, din görevlisi kardeşlerime selam olsun. Bu millete bu ülkeye ve bu ümmete hizmeti efendilik değil hizmetkarlık sayanlara selam olsun. İman ettik, işittik, itaat ettik, ey Rabbimiz senden bağışlanma dileriz. Sonunda dönüş sanadır diyenlere selam olsun.

Bu yıl ki kutlu doğumun teması samimiyettir. Peygamberimiz doğumu ile tüm dengeler değişmiş karanlıktan aydınlığa doğru yol alınmıştır. Peygamber oluşuyla Mekke’de yaktığı İslam meşalesi, tutuşup öyle bir büyüdü ki tüm zamanları aydınlattı. Bugünbizim efendimizin ehlibeytinin ve sahabenin o samimiyetine ihtiyacımız var.

Hz. Peygamber öldü, Hakka sevdiğine yürüdü, Kur’anı sünneti emanet etti bizlere. Makam, mevki, nefsani duygular zamanı değildir. Kin, nefret, husumet zamanı ayrışma zamanı değildir. Kur’an bugün bana, bize indi deyip milli ve manevi değerlere sahip çıkma zamanıdır. Ummete sahip olma zamanıdır. Bugün, peygamberimize bu davadan vazgeç ne istersen kadın ,para, mal, mülk, devlet reisliği verelim dendiğinde, bir elime ayı bir elime güneşi verseniz bu davadan asla vaz geçmem dediği o kırmızı çizgiyi taviz vermeden samimiyetle çekme zamanıdır. Samimiyetimiz olmasa bu gemi su alacaktır, zararı hepimize olacaktır. Geminin su almaması için inananlar elini taşın altına koymalıdır. Artık şeyh
Şirazi’nin dediği gibi kaptanı Nuh olan denizin dalgasından korkmamalı.

Geçmişte bu milletin zihninde Kur’an ve Peygamberi silmek için kapılara asker gönderdiler. Ezanımızı özünden koparıp asimile ettiler. Camileri depo yaptılar imam hatipleri kapatıp dindar insan yetiştirmeyi engellediler, dinle alay ettiler. Bir başörtüsü zulmünü icat edip bu milleti ve bu ümmeti birbirine düşürüp öldürttüler. Göz yaşı döktürdüler. Yetmedi Siyonistlere şikayet edip onların son vuruş yapmalarını sağladılar. Bakın Filistin’e, Irak’a, Mısıra, Suriye, Afkanistan, Pakistan diğer bir çok Müslüman milletlere insanları psikolojik çökerttiler. Müslüman devletleri çöküntüye uğratıp ekonomisin ide içinden çıkılmaz halde allak bullak ettiler. Hele hele şu günümüz Türkiye’sine bakın şu 10 senede devletin itibarı artmış, ekonomi düzelmiş, millet bir rahat nefes alacak derken yine birileri, bu milletin mutluluğuna, huzuruna tüm normların yükselişine tahammül edememiş. Bizi biz yapan değerlere müdahale etme yoluna gidilmiştir. Keşke birileri Hz. AliMuaviye savaşı yerine Fatih’e fatihlik yapma yerine Fatihe Akşemseddinlik yapsaydı da ülkemizin tüm değerleri tavan yapsaydı da dünya ibret alsaydı, ama beceremediler. Ama şu iyi bilinmeli artık. Bu millet artık zulüm istemiyor, işkence istemiyor. Buna milli ve manevi değerlerine bağlı Müslüman Türk milleti dik durarak ne pahasına olursa olsun müsaade etmeyecektir.

Dünyanın dört bir yanında yaşanan darbeleri anti demokratik yöntemlerin ve hukuksuzlukların Türkiye’deki demokrasinin önemini bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Müslüman memleketler ağlıyor, göz yaşı döküyor, kadınlar, çocuklar, insanlar öldürülüyor. Mısır da 529 kişi dünyanın gözü önünde idam edilmek isteniyor. İdam kararını kınıyoruz. Bizce hükümsüzdür. Katil Sisi hesap vermelidir. Ey insanlık! Bu zulme daha ne kadar göz yumulacak. Ey insanlık! Yeter de ve seyretme, küresel adalet için insanlığın ölmemesi için, insanı ve insanlığı yaşatmak için, insanlık adına idamları durdurun, kukla rejimlerin ve darbecilerin iktidarına son verin.

Bizler Diyanet-Sen olarak inananlar olarak hiçbir zaman bu ülkeye millete devlete ihanet etmedik zarar vermedik, vermeyeceğiz verenlere de müsaade etmeyeceğiz. HükümetimizdenTBMM’den acil iki talebimiz vardır . Diyanet akademisininacilen kurulması. Çünkü artık çok güzel Kur’an okuyanlardan ziyade anlayan çok iyi anlatan insanlara ihtiyacımız vardır. Yine siyaset sınır tanımaz halde çirkefleşmiş çamur at izi kalsın yerine dürüst ahlaklı milli ve manevi değerlerine saygılı siyasetcilerin yetişmesi için acilen siyaset akademisinin kurulması da arzumuzdur. Bunları söylerken dün samimiydik bugün de samimiyiz yarında samimi olacağız.

Bu haberi 2326 kişi görüntüledi.




TümüDİĞER BAŞLIKLAR