Mehmet Yaman

Mehmet Yaman

Diyanet-Sen Genel Başkan Yardımcısı (Mevzuat ve Toplu Sözleşme)
mehmetyaman@diyanetsen.org.tr



Yazıcı Sürümü

Haddini Bilmek


01.03.13, Perşembe

İnternet medyası ile birlikte bir şey yazma, okuyucunun nabzını tutma veya birşeyler karalama hevesi artti. Okumak kadar okudukları üzerinde birşeyler yazma denemesi takdir edilebilir bir uğraştır.’’ Gezmeden seyyah, okumadan alim’’ ifadesine medyada çıkan yazılara bakıldığında hak verir gibi oluyoruz.

İlmin köşe başlarından olan Gazali;’’ bilmiyorum demek fazilettir’’diyor. Kişinin bilmediği bir konuda bilmiyoruz demesinin sadece tevazu değil, edep ve ahlakın gereği olduğunu vurgulamaktadır. Yani ilmin yarısı bilgi ise,diğer yarısı haddini bilmektir, ilim sahibi olmanın en önemli yolu budur.

İslam kültüründe alim sadece ‘‘herhangi bir konuda ileri düzeyde bilgi sahibi olmak değil, bununla birlikte bu nimetin gerektirdiği kişiliğe ve karaktere sahip olmaktır.’’ diye tanımlanmaktadır. Alim, ahlakıyla, karakteriyle, yaşantısıyla muhatabı olduğu kişinin üzerinde bu etkiyi göstermektedir.

Peygamber (s.a.v) efendimiz;’’ kim ki ben alimim diyorsa, bilinki o cahildir’’ çünkü ilim kibir kabul edemez. Yaradılmışların içinde kibirlenme seytanın vasfıdır.

Bakın Yunus ne diyor;

İlim ilim bilmektir,

İlim kendini bilmektir,

Sen kendini bilmezsen,

Ya nice okumaktır…

Yunus’un bu dizelerinden hareketle kendimizi ikaza muhatap kılalım. Kendimizi ne kadar tanıyoruz,haddimizi ne kadar biliyoruz? Tek başına bilgi sahibi olmak yeterli mi? Bilginin namusunu korumak önemsiz mi? Sorularını kendimize soralım.

Kimi insanlar uzmanlık gerektiren bir konunun, mütehassısı olmadan derin analizlere girebiliyorlar, hüküm cümleleri kurabiliyorlar. Bu durum insanları sahi meseleler üzerine düşündürmek yerine boş işlerle meşgul etmektedir.

Mussolini’ye sorarlar; -toplumu bu kadar yıl faşizm ile nasıl idare ettin?

Cevaben diyor ki ; -‘’Her şehirde stadyumlar kurdum, insanların enerjilerini orada tükettim, insanların kendi meseleleri üzerine düşünmeye, neden, niçin ,nasıl sorularını sormaya fırsat vermedim’’

Bir konu hakkında öyle kolay bilgi sahibi olunmuyor.Kalem tutan insanlar,bir konu hakkında eline kalem almadan önce,konuyla ilgili araştırmalar yapar,kitaplar okur,bu fikrin namusu için şarttır.Asıl olan bugün söylediklerinizin yıllar sonra arkasında durabilmektir.

‘‘Bir konuda bilgi sahibi olduğu kadar,fikir sahibisiniz,fikriniz bilginiz kadardır’’ bunu söyle açıklaya biliriz, bilginin sınırlarını aşındırmazsanız, fikrinizi kaybedersiniz.

İnternet yazarlığı, bende yazıyorum hevesiyle insan nefsine uydurmaya yakındır. ’’Bende insanım, akıl sahibiyim ve düşünen bir varlığım, dolayısıyla benimde aklımda bulabileceğim gerçekler vardır ’’ şeklindeki akıl yürütmeler bazen öyle bir hedefe erişir ki nakli ilimleri bile rahatlıkla rasyonalizm ’in terazisine vurabilir.

‘‘Akla uygun olan her şey dinen de uygundur’’ yada ‘’Dinen kabul edilen her şey akla da uygundur.’’ Bunun sonucu şuraya gider, dinin hareketlerini kendi akli analizine tabi tutar, neticede aklının doğru bulduğunu kabul eder ,bulmadığını da red ederiz.

Adem (a.s)secdeye davet edildiğinde ‘‘beni ateşten, onu balçıktan yarattin, dolayısıyla ben ondan üstünüm neden secde edeyim’’ denmiştir.İşte bu aklın ilahlaştırılmasıdır.Yaratan rabbin açık hükmüne rağmen,kendi mantığının hükmünü kabul etmektir.Müslümanın bakış açısı nedir?Bir konuda Allah’ın hükmü söz konusu ise rasyonaliteye düşmemek gerekir.

Merhum Necip Fazıl’ın deyimiyle;

‘’Aklım fikrim, ruhum var deme,hepsini öldür.

Sana çöl gibi gelen,o göl diyorsa göldür’’

Mehmet YAMAN

Genel Başkan Yardımcısı(Eğitim ve Sosyal İşler)

Bu haberi 2345 kişi görüntüledi.




TümüDİĞER BAŞLIKLAR