HABERLER
Sendikamızdan Haberler
Şube Haberleri
Duyurular
SENDİKAMIZ
KURUMLARIMIZ
MEVZUAT
BASIN AÇIKLAMALARI
TOPLU GÖRÜŞMELER
KİK GÖRÜŞMELERİ
HUKUK KÖŞESİ
TEMASLARIMIZ
MAKALELER
FAALİYETLERİMİZ
YAYINLARIMIZ
Hava Durumu
İstanbul
Ankara
Site İçi Arama
Mail Grubu
Haber bültenimize kaydolun diyanet-sen haberleri anında mailinize gelsin
 
Çıktı AlYazıyı Gönder
Kadın hakları ihlali her şeyden önce insanlığın sorunudur
Kadın hakları ihlali her şeyden önce insanlığın  sorunudur

Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlediği kahvaltılı basın toplantısında kadının toplumda cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin öncelikle birey olarak kabul edilmesi gerektiğini ve kadın hakları ihlallerinin her şeyden önce insanlığın sonunu olduğunu belirtti.

7 Mart 2008?de İç Kale Otel?de düzenlenen basın toplantısına Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Dr. Ahmet Aksu, Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız  ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Bem-Bir-Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay, Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan ve Memur-Sen?e bağlı sendikaların yönetim kurulu üyeleri katıldı. 

 

Yıldız, yaptığı basın açıklamasında, dünyada ve ülkemizde yüzlerce beklide binlerce kadının aileden başlayarak toplumun çeşitli alanlarında  şiddete, cinsel istismara, eğitimden yoksun bırakılmaya,  ekonomik yönden erkeğe bağımlı hale getirilmeye, ataerkil aile yapısından kaynaklanan problemlere, başörtüsü sorununa  kadar kadın haklarının ötesinde insan haklarının  istismar edildiği bir  8 Mart?ı daha yaşadığımızı ifade ederek, ?8 Mart?  yalnızca kadın sorunlarının gündeme getirildiği bir gün  değil, bu sorunlara  çözüm önerilerinin sunulduğu ve hayata geçirildiği bir gün olması gerekir.? dedi.    

 

Yıldız?ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklaması şöyle:

 

Dünya Kadınlar Gününe neden olan olayı çoğunuz duymuşsunuzdur. 8 Mart 1857 günü ABD?nin New York kentindeki bir tekstil fabrikasındaki kadın işçiler daha iyi çalışma şartları isteğiyle greve gitmeleri üzerine  patron da grevin başka fabrikalara sıçramasını engellemek için kadınları fabrikaya kilitler. Beklenmedik şekilde çıkan yangından kaçamayan 129 kadın yanarak ölür.

 

Bu olayın kadın haklarına kaynaklık etmesi için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanmasını kabul etti. 8 Mart ?Dünya Kadınlar Günü?  vesilesiyle kadın hakları yeniden hatırlanır.

 

Bize göre kadınlarda erkeklerde önce insandır. Bu noktadan hareketle kötü kadın, kötü erkek yoktur, kötü insan vardır. Bunun gibi kadının ya da erkeğin hakları ya da sorunları yerine olaya insan hakları ya da sorunları olarak bakmak daha doğru olur. Kadınlarımıza haksızlık yapılıyorsa ki yapılıyor, kadınlarımız sömürülüyorsa ki sömürülüyor bu problem yalnızca kadınların sorunu değil insanlığın sorunudur.

Bu nedenle kadının toplumda cinsiyet ayrımı yapılmadan sadece birey olarak kabul görmesi ve yalnızca kadın hakları gibi sınırlı bir alanda değil insan hakları bağlamında yani insanın doğuştan sahip olması gereken haklarının korunması adına gösterilen çabaların neticesi olarak 8 Mart Dünya Kadın Hakları  Günü kutlanmalıdır.

Ancak; toplumda, en çok hakları istismar ve gasp edilen kadınlar olduğu için böyle bir gün ile kadınların haklarını gündeme getirme gereği doğmuştur.

Dünya da ve ülkemizde yüzlerce beklide binlerce kadının aileden başlayarak toplumun çeşitli alanlarında  şiddete, cinsel istismara, eğitimden yoksun bırakılmaya,  ekonomik yönden erkeğe bağımlı hale getirilmeye, ataerkil aile yapısından kaynaklanan problemlere, başörtüsü sorununa  kadar kadın haklarının ötesinde insan haklarının  istismar edildiği bir  8 Mart?ı daha yaşıyoruz.

Son yıllarda kadın hakları konusunda dünya da ve ülkemizde çalışmaların hızlı bir şekilde sürdürülmesine rağmen ne yazık ki kadınlara karşı uygulanan haksız hatta insanlık dışı hak ihlalleri maalesef devam ediyor.

Kadına sahip çıkmak ve ona değer vermek adına alınan kararlar,  söylemden öteye geçemiyor. Yapılan faaliyetler bir yana, dünyada kadının haklarının neler olduğu noktasında bile ittifak sağlanamıyor. Çünkü; Yapılan araştırmalar gösteriyor ki hem dünyanın çeşitli ülkelerinde hem de ülkemizde kadın hakları ihlal ediliyor.

Kadın haklarının istismar edildiği bir diğer konu da maalesef dini yanlış yorumlamadan kaynaklanıyor. İslam?ın, kadın ve erkeği kul paydasında eşitleyen ve  kadın ve erkeği tek başına sorumlu tutan bir anlayışa sahip olmasına rağmen maalesef  yanlış dini yorumların kadının aleyhine yapıldığını  ve kadının haklarının din adına elinden aldığını maalesef üzülerek görüyoruz. Oysa kadına karşı ayrımcılığı, kadını erkekten aşağı gören düşünceyi dine mal etmeye çalışmak dine (kadından önce) haksızlıktır. 

Oysa kadın hakları konusuna çok önem veren dinimiz kadına müstesna bir yer vermiş ve haklarının gözetilmesini emretmiştir. DİB?in bu konudaki çalışmalarını olumlu buluyoruz.

 

Son günlerin sıcak gündemi olan tesettür ve başörtüsünün kamu alanında laiklik adına yasaklanması kadın haklarının ötesinde din ve vicdan özgürlüğünün ihlali ve laikliğin istismarıdır, kadına uygulanan bir ayrımcılık ve şiddettir.

 

Özellikle üniversitelerimizde yaşanan başörtüsü yasağının kaldırılması yönündeki çalışmalara bir takım aydın geçinen insanların karşı çıkması, ne demokrasi ile ne insan hakları ile ne de kadın hakları ile bağdaşmaktadır. Bu konuda sağ duyu ile hareket eden yasaktan yana değil özgürlükten yana tavır alan YÖK başkanı Sayın Yusuf Ziya Özcan? ı bu demokratik tavrı nedeniyle tebrik ediyor ve destekliyoruz.  

 

Kadınıyla erkeğiyle topyekûn ?kadın istismarına? son verilebilmek için çalışmalar ortaya koymak ve kadınlar gününü gerçekten  kadınların istismar edilmediği bir günle kutlamak için daha çok çalışmamız gerekir.

 

8 Mart?  yalnızca kadın sorunlarının gündeme getirildiği bir gün  değil, bu sorunlara  çözüm önerilerinin sunulduğu ve hayata geçirildiği bir gün olması gerekir.    

 

Danıştay?ın  din dersi ile ilgili kararı milletimizi üzmüştür

 Danıştay bu kararı ile yetkisini bir çok yönden zorlamış ve hatta aşmıştır. Neyin din dersi, neyin din eğitimi olduğu konusu  bilimsel görüşlere, ilmi verilere göre verilmesi gerekirken bir karardır. Oysa Danıştay?ın kararı ön yargılara göre verilmiştir. Bu konuda Diyanet?ten İlahiyat fakültelerinden görüş alınmamıştır.

 

Danıştay mezkür kararında ebeveynin dini ve felsefi kanaatlerine saygı gösterilmesinin gerektiğinden hareket ediyor. Oysa bu güne kadar Kur?an eğitimine getirilen yaş sınırı, sekiz yıllık zorunlu eğitim ve yukarda değindiğimiz kılık kıyafet engeli gibi engellerde ebeveynin dini inanç ve felsefi kanaatlerine niçin saygı gösterilmemiştir?  

Biz Alevi-Sünni ayrımı yapılmadan tüm vatandaşların dini inanç ve felsefi kanaatlerine saygı gösterilmesini istiyoruz.  07.03.2008

                                                                                                                       Ahmet YILDIZ

                                                                                                                        Genel Başkan



İçeriğe henüz yorum yazılmamış.  Yorum Yaz.


© 2006 DİYANET-SEN // TÜRKİYE DİYANET VE VAKIF GÖREVLİLERİ SENDİKASI
GMK Bulvarı Şehit Danış Tunalıgil Sokak 3/11 Maltepe/ANKARA
TEL:0 312 230 46 86 - 0 312 231 57 22 FAKS: 0 312 232 13 99
DNA MEDYA - YAZILIM & SUNUCU HİZMETLERİ