Mehmet Yaman

Mehmet Yaman

Diyanet-Sen Genel Başkan Yardımcısı (Mevzuat ve Toplu Sözleşme)
mehmetyaman@diyanetsen.org.tr



Yazıcı Sürümü

Anlayışın Temel Ögesi İnsandır


03.13.14, Perşembe

Anlayışın temel öğesi insandır. Başka bir deyişle anlayışın kalkış noktası insan unsurudur. İnsan denen varlıkta bireysel ve toplumsal olayların müsebbibi olduğuna göre insan unsurunun olduğu bütün olgular rasyonel bir önem kazanmaktadır.

Mevcut olan olguları;olan ve olagelen-tarihsel, ekonomik,sosyolojik, kültürel-anlamda; insan gerçekliğini kavramamız gerekmektedir. Bir toplumun ortaya çıkışı tesadüfü bir olay değildir. “Toplum yaşayan bir varlık” canlı bir organizmadır. Toplum olgusunu da bireyler meydana getirmektedir.Bireylerin kendilerine ait siyasi,ekonomik,sosyolojik, kültürel anlayış ve hareketlerinin bütünüdür.Bu noktada toplumsal anlayış,bir topluma “ait” oluş;’birlik olma,birlikte hareket etme işbirliği anlayışını temel alan bir karaktere sahip olduğundan bu anlayışı benimseyen bireylerin olması ve bu bireylerden oluşan bir toplumun oluşması, arzuladığımız amaçladığımız toplumsal dengeyi, gelişmeyi de beraberinde getirme imkânına sahip olacaktır. Yine tam bu noktada toplumun yapıtaşı olan bireyi gerçekleştirmede, eğitim faktörü ortaya çıkar ve bireyi, dolayısıyla toplumu yapan bir özne olarak bize kendisini gösterir.

Bizler dünden bu güne yaşanılanların bütününde kendimizi görmeli, kaybedilenlerin ve kazanılanların ehemmiyetinde olmalıyız. Toplumda bir birey olarak hassas olannoktalarımızın her zaman var olması gerektiğini bilmeliyiz. Bazılarına göre hassaslık kavramı kendi yaşam vurgularında önemsediklerinden ileri gelir, toplumda bir birey olma noktasını daha da şekillendirdiğimizde var olma sebebinin bir adım gerisinde var olmanın ana unsurlarından bir tanesi olan mensubu olma, mensubu bulunma konularında daha hassas davranmalıyız. Bilinmelidirki mensubu olma örgütlüyapıların baş dinamiğidir. Güç kaynağını çoğulculuktan alan bu yapı, aynı zamanda gür ses olma noktasındada önemlidir.

Diyanet Sen kavramların içinde, genel bir yapının unsurudur. Bütün olma, parçalanmama ve özellikle tek güç, tek ses, tek hedefe kilitlenen, çoğulun birey gibi hareket etmesi, başarı dinamiklerinin ilk unsurudur. Bu noktada başarılı olmak adına neler yapılmalı sorularıyla karşılaştığımızda temel unsur olan insan kavramında insana gidebilmek, insana yürek olabilmek, insanın kalbinde insanca yer etmek ilk aşamadır. Gidilmedik yer bizim değil unsurunu da göz ardı etmeden, ayrıştırmadan, ötekileştirmeden kalıplara bölmeden, bütün oluşturmak adına pazılın parçacıklarını bir araya getirmeliyiz. Tek, tek başına bir anlam ihtiva etmeyeceği gibi, var olma dinamiklerini de köreltecek bir köhneleşmeye, küf tutmaya, içten içe kendisini yiyecek bir geriye dönüş yaşayacağı için çoğulun gücüne hem güç katacak, hem de o gücün verdiği enerjiyle kendisini daha güçlü vedaha iyi hissedecektir.

Gittiğimiz yerlerde toplumun yol göstereni, bulundukları alanda kanaat önderi durumunda olan din görevlilerimizin, bireyden çoğula ulaşmak adına yaptığı çalışmalarda önceliğin tek tek bireylerin soru işaretlerini ortadan kaldırmak, bütün alanlarda onların menfaatine olacak bir duruş sergilemelerine sebep olmamız gerekir. Neden Diyanet Sen sorusunu sorduklarında verecekleri anlamlı cevaplar hem kendisini, hem karşı taraftaki bireyin, soru işaretlerine mahal bırakmadan Diyanet Sen ailesine mensup olma arzusunu pekleştirmelidir.

Kazanımlar noktasında, Diyanet Sen’li olma ayrıcalıklarını özümseyen bireylerin sadece üye olması ana hedef sayılmamalı, bunun yanında eğitim ve sosyal alanlarda da bizimle birlikte yürüyen, yürümemize sebep olan bireyselliği çoğulcu zihniyetle zenginleştirmeliyiz. Toplumun yol göstereni, kanaat önderi olan, üyelerimizin bu önemli kavramları, sadece edebi kelime süsü olarak görmek değil, ebet uğruna atılmış kalıcı bir adım olarak görmeleri, yaşamaları daha da önem kazanmaktadır. Bu sebeple konuların bütün detayları, zenginleşmiş bir birikimin nelergetirmesi ve zarar verecek olan toksinlerden arınmanın püf noktalarını sosyallikle, okuyarak kazana bileceğimizi bilmeliyiz.

Diyanet Sen olarak kazanımlarımızın özverili çalışmalarımızın bir ürünü olduğu apaçık ortadadır. Sen yoksan biz bir eksiğiz mantığıyla hareket ederek, örgütlü yapının baş dinamiklerini şeffaflığımızla kazanıma çevirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bilinmelidir ki gerçeklerin çok güzel bir huyu vardır, ne kadar saklanılırsa saklansın, ne kadar sahiplenilirse sahiplensin er ya da geç kendi doğrusunu bulacaktır. Biz sendikal çalışmalarımızı sahiplenmek isteyenleri de, masa maşında sendikacılık yaparak çile çekilen, mücadele edenlerin emeğini çalan emek hırsızlarını da çok gördük. Doğru tektir bu doğru, Diyanet Sen’in doğrusudur. Bu doğru, var olmanın bütün kuramlarını, hak manada yaşata bilmenin doğrusudur. Sizlerle bir sonraki yazımızda tekrar buluşuncaya dek, Allah’a emanet olun.

Bu haberi 2485 kişi görüntüledi.




TümüDİĞER BAŞLIKLAR